Takip et: @slckbymz

23 Nisan 2012 Pazartesi

Bir 23 Nisan Yazısı



23 Nisan Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı.. 23 Nisan'da, çocuklara, demokrasi ve kendi kendilerini yönetebilecekleri bir düzen emanet edilmiştir. Peki sadece bu mudur? 23 Nisan demek bir devlet büyüğünün koltuğuna bir çocuğun oturtulması, yedi düvelden çocukları getirip, haydi kaynaşın denilmesi midir sadece?


20 milyon 19 yaş atında ki çocuğun sorunlarını konuşmak değil midir. Ve onlara göre değişen dünyayı, çağın yeni getirilerini, değişen dünyada kentleşmeyi yada internet ve iletişim dünyasını çocuk gözünden anlamak, değerlendirmek değil midir. 


Ya eğitim de eşitsizliği.. Birileri köy okullarında yada karda kışta  kilometrelerce mesafeler yürüyerek eğitim almaya çalışırken, başka birilerinin kapılarından alınan özel servislerle en iyi okullarda okuması.. Ki okusun tabi. Bizim ona bir lafımız yok, ama diğer çocukta benzer şartlarda okuyabilsin diye tartışsak, içimizde bir burukluk olsa bu 23 Nisan'da olmaz mı ?


Hapishanede yatan çocuk sayılarını vurgulasak bu 23 Nisan da.. Dünyanın en büyüyen ekonomisiyiz diyoruz ama çocuk mahkumlar konusunda da öyleyiz.. İlk sıralardayız. Neden hapishanede yattıklarını bilsek.. Mesela her gün sokaklarda gördüğümüz çöp toplayıcı çocuklar var. Onlar için de 23 Nisan'mıdır bugün. Neşe doluyor mudur içleri ? 


Herşey bahar bahçe festival konser değil sonuçta. Yetimhanelerdeki çocuk sayısını bilsek..  Yalnızlar mı. Neler yapıyorlardır yalnız başlarına diye düşünsek bir çok çocuk anne babalarıyla bu güneşli günlerde gezerken.. Hapishanede yada mezarda olan, yada hiç görmedikleri anne babaları olmadan, yetimhane müdürlüğünün onları için hazırladığı palyaçolu etkinliğe sevinsek mi? Ziyaret mi etsek mi onları diye düşünsek.. Daha bir 23 Nisan olmaz mı ? 



Taş atan çocukları, onların içindeki öfkeyi anlamaya çalışsak.. Veyahut bir bu kadar çarpıcı olan; Her gün hayatımıza  bir başka T.S, K.P, N.Ç gibi isimlerle çıkan çocukları dinlesek gönüllerimizde bir kez daha. Çoğu en yakını, en güvendikleri tarafından istismar edilmiş. Okul müdürü, öğretmeni yada komşusu.. Giden gelen vurmuş mazluma.



Mustafa Kemal çocuklara emanet etmişti cumhuriyeti, demokrasiyi, ülkeyi..  
Ezilerek, çile çekerek büyüyen çocuğun içinde, derinlerinde büyüdükçe ona miras kalan kızgınlıklar, nefretler olur. Ülkeyi emanet edeceğin bireyler bu şekilde yönetir mi doğru düzgün, aksamadan ? Yaparlar mı sence ?

Yine bağırarak konuşarak, tartışarak, kavga ederek anlaşacak insanlar olacaklar. Palamento da birbirlerinin boğazına sarılacakları. Doktor dövecekler. Büyüyene kadar o kadar ezilmiş olacak ki; her hangi bir iktidara güçe karşı hep boyun eğecek. Kendi parti liderinin kuklası olacak. Elini kaldırıp indirecek. Haksız gücün yanında olacak. Mazlumun ahı olmaktansa, kuvvetlinin silahı olacak. Akrabalara, tanıdıklara rant sağlayacaklar. Merhametsiz olacaklar. İçlerinde yaşanmamış duyguların acıları nefretleri kalacak. Onlar bile anlamayacak bu davranışlarının nedenlerini, ama sebebi hep bunlar olacak. 

Yani hiç bir 23 nisan o kadar da neşeli olmayacak.

Mutlu bayramlar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder